28 Kasım 2009 Cumartesi

Kadın

dünya alt üst olduğunda
bir kadın
sarsılan bir tablodan beter sarsılır
sade bir çiviye tutunmak uğruna
kendisini yedi farklı anlam ile anlatır

kadın,
erkeksel bir dünyanın sarsıntısını
avuçları ile tutarken
düştüğünde
inatçı br ironi gibi
yine bir erkekle karşılaşır

uzundur, zordur
kadının gözünde
aşk
oldum olası budur.

M. 09

500 Gün



Son zamanlarda beklentisiz izlediğim, beklentisizliğin getirdiği heyecanla her karesinde mutlu olduğum bir film. Hepimiz birer Summer mıyız sorusu akılları kurcalasa da, ben Summer'laştırıldığımızı düşünüyorum. İster istemez, zaman, ilişkiler, rutinler alıp bizi garip olma yoluna götürüyor. Fark etmeden bambaşkalaşıyoruz. Ve filmde bu durum her sahnesinde fazlasıyla var. Durduk yere ağlayan kadın, durduk yere mutlu olan kadın, durduk yere gelen kadın, giden kadın. Ve erkeklerin Summer dan sonra Autumn geldiğini bilmesi kadar net bir film. Expectation- Reality sahnesi bütün duyguların en güzel aktarıldığı yer. Aşkların içinde bir beklenti/gerçek döngüsü olduğunu hangimiz bilmiyoruz. Müziklere söyleyecek söz bile bulamıyorum. Harikulade bir soundtrack albümü var. Carla Bruni- Quelqu'un m'a dit i bir kere daha hatırlıyoruz, The Smiths ile birlikte uzaklara gidiyoruz. Seyredin, sevin. Güzel kışlar.

7 Kasım 2009 Cumartesi

London Calling

Neredeyse 1 yıl oldu şu blog işlerine ara vereli. Ara vermesine verdim ama hep aklımın da bir ucunda asılı kaldı. Bir kaç yeni girişimde bulunsam da, POPSAPOP un yerine koyamadım. (Son zamanlarda yerine koymak/koymamak/koyamamak teorilerinin sıkıntısı içindeyim.) Gelelim bundan sonrasına. POPSAPOP bir moda bloğu ya da bir trend takip sitesi değil, zira farkındalık sahibi olmak için aradığımız küçük detayları toparlama gayreti. Bu nedenle, can sıkıntısı, mide bulantısı, kafa karışıklığı, kalp ağrısı, göze çöp batma, burna toz kaçma gibi her türlü kaçamakta uğranabilecek garip bir pencere. Herneyse ne. Devamında, bakalım zaman ne gösterecek. Sizleri öpüyor, London Calling(*) diyorum.

(*) İlerleyen günlerde ..